Özel Asfa Ahmet Mithat Lisesi, Fen Lisesi ve Arda Asalet Lisesi öğrencileri arasında yapılan “Mevlânâ” konulu şiir yarışmasında Halit Esad Yaren BİRİNCİLİK, Selime Coşkun İKİNCİLİK, Emre Karaman ÜÇÜNCÜLÜK ödülü almaya hak kazanmıştır. Şiirleri şair   Nurettin Durman, Hüseyin Akın, Mehmet Butakın ve Hasip Bingöl değerlendirdi. İşte dereceye giren şiirlerimiz:

 

 
PERVANE
HAKİKAT RÜZGÂRI

YANAN MEVLÂNA

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

PERVANE

Asır on üç, başlayan bir doğuş ve batış var
Şemse ve ay’a batmaktan ne ziyan gelir
Şeb-i arus der, budur onda gitmenin anlamı
Bir kavuşma arzusudur Rabbine yanarak

Gaye mümin olmak, kazanmak rızasını hakkın
Bir aşk olarak belirdi onda bitmez ilelebet
Allah aşkı der aşkına, budur döndüren dünyayı
Hem kendisini;
Sıfatlar onda pek; Âlim ve bilgin
Ama âşıktır, aşktır istediği tek.

Her tanım mühim, elbet; lakin
Basit kalır onun için “şair”
Çünkü o mutasavvıf ve mütefekkir
O hem gönüller sultanı,
O evliya burcunun güneşidir.

 

Halil Esat YAREN
9. sınıf

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

HAKİKAT RÜZGARI

Birgün öyle bir âdem düştü ki rahme,
Karanlıkları şafağa erdirecekti yüreğiyle
Bir sabah vaktiydi geldi dünyaya
Sonradan gördü ki şükür lazımdır,
Çiçekleri, denizleri, ufukları yaratana
Anladı ki taş da O’nun, toprak da
Başladı her daim sevgi göstermeye yaratılana
Bilirdi ki yaratılana sevgi, hürmetti Yaradan’a.

Sapı kurumuş çiçek, onun yüreğinde güneşini bulmuştu
Elinde bir tesbihle yüreğini konuşturmuştu
Sessizdi çehresi, kükreyeni ürküten olmuştu
Karanlık gecelerde kuru toprak,
Gözünün yaşıyla suya doymuştu.

Şahit olmuştu güvercin
İlim parlayan gözlerine
Rahat mekâna ne hacet;
Her yer mescitti ona yeryüzünde.

Yürümesiydi taşları gülümseten,
O ki; adımıyla onlara değer veren
Yüce gönlünde her nesneye hürmet vardı,
Hürmet ettiği her vakit, gökten bir kapı açılırdı.

Bir yıldız düştü sanıldı görmeye değer;
Anlaşıldı ki o gökyüzünde
Pak bir mücevhermiş meğer.

Fezada yalnız mı sandınız o ecrâmı,
O ki bir dünyada bin ahiret yaşardı.
Konuşması zikir
Susması fikir,
Bakışı ibretti Mevlâna’nın
Ne yüceydi ki gönlü, sahipti nazarına Hakk’ın.
Mütevaziliği üste çıkarmıştı toprağı,
Doğruluğu yanında sönmüştü güneşin ışığı.

Mevlâna’nın gözlerinde örülen bir dünya
Öyle bir dünya ki her ilmiğinde nakışlıdır Huda
Nasıl bir aşktır ki bu toprak olmaya değer
O, her kibri Hak yolunda;
Ezip geçeceği bir basamak eder.
Gülşen oldu yürekler,
Yaşla dolmuştu gözler,
Bir yürektir ki her dem;
Hakk’ı hakkıyla zikreder.

Semâya çevirmişti çehresini,
Gözlerini sulamaktaydı yağmur taneleri…
Bir kıpırdama belirdi alnında,
Farklı bir tebessüm vardı dudaklarında…
Kapanırken meşk dolu gözleri
Fark etmişti önündeki nurdan meleği
Yüreğini rahmet ferahlattı birden;
Elindeki tesbih ıslanırken.

 

Selime Coşkun
11. sınıf

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

YANAN MEVLÂNA

Yanan Mevlana’dır ateş-i aşk ile
Ateş-i aşktır indiren dili kalbe
Ney üfler bir aşk-ı ebedi
Ol sende Hakk’a amade

Hakkın ateşi idi Mevlanayı yakan
Gönül gözüydü Hakk’a bakan
Her fikre, duyguya gönlü açık
Gizemiydi yaradanın, aşkında saklı olan

Fihi ma fih- herşey içinde saklıdır
Aşkta canan, cananda can saklıdır
Neyde nefes,nefesde gam saklıdır
Aşkla yanan canda Hakk’ın mührü saklıdır

Ne aradığını bilmek gerekir önce
Gülün dikeni saplıdır kalpte
Aşk-ı Yezdan ile kanar bu kalp
Hiçbir deva yoktur bu derde.

 Karanfil nur oldu yoluma
Bir arşta bir elim arzda
Tekbir(ney sesi ile,tehlil ile) ile döndüm ben
Aşk ile yandığım Hakk’a.

Kaldırdım elimi arza 
Işığa döndü dünya
Dediler sebeb nedir
Dedim bende Mevlana!

 

Emre Karaman
9. sınıf